Önsöz

Her dönemde insanlar, peygamberler ve elçiler aracılığıya doğru yola davet edilmişlerdir. İnsanlardan bazıları bu çağrıya uyup kendilerini Allah'a ve peygambere teslim etmiş, dünyada ve ahirette şerefli bir hayatı kazanmışlardır. Bazıları da, inkarda direnmişler ve dünyada zorlu ve sıkıntılı bir hayatı, ahirette ise sonsuz azabı hak etmişlerdir. Allah'ın gönderdiği mübarek peygamberlerden biri olan Hz. İsa (as) da tıpkı diğer peygamberler gibi, gönderildiği topluma bir ve tek olan Allah'a ibadet etmelerini, ahiret gününde hesap vereceklerini düşünerek yaşam sürmelerini, Allah'ın razı olacağı ahlakı yaşamalarını öğütlemiş, onları inkardan, şirkten ve her türlü kötülükten sakındırmıştır. Hz. İsa (as)'ın çağrısına uymayan inkarcılar ise, Hz. İsa'ya ve ona itaat eden müminlere baskı uygulamaya çalışmış, Hz. İsa (as)'ın tebliğine engel olmak istemişlerdir. Bunun için tarih boyunca pek çok peygambere ve samimi mümine olduğu gibi, Hz. İsa'ya da çeşitli tuzaklar kurmuşlardır. Bu tuzaklardan biri de Hz. İsa (as)'ı öldürmeye kalkışmalarıdır.
Andolsun, Biz Musa'ya Kitab'ı verdik ve ardından peş peşe elçiler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da apaçık belgeler verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs'le teyid ettik… (Bakara Suresi, 87)
Ancak Hz. İsa, doğumuyla ve hayatı boyunca gösterdiği mucizeleri ile çok kutlu bir peygamberdir. Allah, Hz. İsa için özel bir kader belirlemiş ve bu kader doğrultusunda, inkar edenlerin tuzaklarını bozmuştur. İnkar edenler, Kuran'da açıkça bildirildiği üzere, Hz. İsa (as)'ı öldürememişler, ancak onlara bu durumun bir benzeri gösterilmiştir.  Allah Hz. İsa (as)'ı, bilinen biyolojik anlamda canını almadan Kendi Katına yükseltmiştir. Hz. İsa, Kuran'ın pek çok ayetinde bildirildiği ve sevgili Peygamberimiz (sav)'in açıkça müjdelediği üzere, ikinci kez yeryüzüne gelecektir. Şüphesiz bu çok büyük bir mucizedir.
Hz. İsa (as)'ın öldürüldüğünü veya öldüğünü öne sürenler ise çok büyük bir yanılgı içindedirler. Bu kitabın amaçlarından biri, söz konusu yanılgıya kapılmış olan kimselere hatalı bir bakış açısına sahip olduklarını göstermektir. Kitabın ilerleyen sayfalarında, Hz. İsa (as)'ın ölmediği ve öldürülmediği Kuran'dan ayetler, Hz. Muhammed (sav)'in hadisleri ve İslam alimlerinin yorumları ile açıklanacaktır.

Giriş

Kıyametin yaklaştığını işaret eden alametler ve kıyamet öncesi yaşanacak son dönemin yani ahir zamanın özellikleri Kuran'da ve Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde detaylı olarak tarif edilmiştir. Bazı ayetler ve hadislerde bu alametler açık bir şekilde bildirilmişken, bazı ayetler ve hadislerde ise işari manada bu alametlere dikkat çekilmektedir. Bu durum imtihanın bir sırrıdır.
Büyük İslam alimi Said Nursi de ahir zaman alametlerini açıklarken bu gerçeğe dikkat çekmiştir:
Din bir imtihandır, bir tecrübedir. Ervah-ı aliyeyi (üstün olanları) ervah-ı sefileden (aşağı olanlardan) tefrik eder (ayırır). Öyle ise ileride herkese görülecek bir vukuatı (olayı) öyle bir tarzda bahsedecek ki, ne bütün bütün mechul kalsın ne de bedihi (açık) olup herkes ister istemez tasdike (onaylamaya) mecbur kalsın. Akla kapı açacak, ihtiyarı elinden almayacak. Zira eğer tamamen bedahet (açıklık) derecesinde bir kıyamet alameti görülse herkes tasdike muztar (mecbur) olsa, o vakit kömür gibi bir istidad (eğilim), elmas gibi bir istidad ile beraber kalır. Sırrı teklif ve netice-i imtihan zayi olur.1
Üstad'ın da belirttiği gibi ahir zaman alametlerinin bir kısmı, her bakan tarafından hemen anlaşılıp yorumlanabilir nitelikte olmayabilir. Bu konudaki bazı örneklerin işari manada anlatılmış olması kimi insanların şüpheye düşmesine, tereddüte kapılmasına neden olabilmektedir. Oysa bu son derece yersiz bir tereddüttür. Samimiyetle ve açık bir vicdanla düşünüldüğünde, verilen örneklerle nelere işaret ediliyor olabileceği görülebilir. Ayrıca İslam alimlerinin yapmış olduğu açıklamalar da iman edenler için değerli bir yol göstericidir.
Samimi imana sahip olan ve Allah'tan gereği gibi korkan bir insan, Allah'ın bir nimeti olarak derin kavrayışa ve anlayışa sahiptir. Bu sayede, neyin doğru neyin yanlış olduğunu en iyi şekilde tespit edebileceği gibi, işari bir anlatımla ifade edilen bilgilerdeki hikmeti de –Allah'ın dilediği ölçüde- kavrayabilir. Rabbimiz'in bildirdiği ve Peygamber Efendimiz (sav)'in haber verdiği hiçbir bilgiden asla şüpheye kapılmaz. Ahir zaman alametleri ile ilgili hadis-i şeriflerde ve ayetlerde bildirilen haberleri, iman gözüyle değerlendirir ve bu haberlerle işaret edilen bilgileri anlamaya çalışır. Hikmetini anlayamadığı bilgiyi reddetmeye kalkışmak ise bir Müslümanın asla yanaşmayacağı bir tavırdır. Dolayısıyla Müslümanların yapması gereken, hikmetini kavrayamadıkları bilgilerin hikmetini kavrayabilmek için Rabbimiz'e dua etmek, ahir zamanın çok kutlu bir dönem olduğunu unutmayarak kendilerini bu döneme en iyi şekilde hazırlamaktır.

Müslümanların Hz. İsa'ya Olan Sevgileri


Deyin ki: "Biz Allah'a; bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilene, Musa ve İsa'ya verilen ile peygamberlere Rabbinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz O'na teslim olmuşlarız… “Şayet onlar da, sizin inandığınız gibi inanırlarsa, kuşkusuz doğru yolu bulmuş olurlar; yok eğer yüz çevirirlerse, onlar elbette bir (çelişki ve) aykırılık içindedirler. Sana onlara karşı Allah yeter. O, işitendir, bilendir.
(Bakara Suresi, 136-137)

Hz. İsa (as) Ölmedi ve Öldürülmedi

Hz. İsa (as), hayatı Kuran'da detaylı olarak bildirilen mübarek peygamberlerden biridir. Kendisi, Rabbimiz'in bir mucizesi olarak babasız dünyaya gelmiştir. Hz. İsa (as)'ın mucizevi doğumu Kuran'da şöyle bildirilir:
Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman eder, maruf olanı emreder, münker olandan sakındırır ve hayırlarda yarışırlar. İşte bunlar salih olanlardandır.
(Al-i İmran Suresi, 114)
... Meryem oğlu Mesih İsa, ancak Allah'ın elçisi ve kelimesidir. Onu ('Ol' kelimesini) Meryem'e yöneltmiştir ve O'ndan bir ruhtur. Öyleyse Allah'a ve elçisine inanınız...(Nisa Suresi, 171)
Hz. Meryem, Cebrail'in kendisine insan suretinde görünmesiyle Hz. İsa (as)'ın doğumu hakkında müjdelenmiştir. Hz. İsa (as) henüz dünyaya gelmeden, Allah onun sahip olduğu mucizevi ve üstün özellikleri Hz. Meryem'e bildirmiştir. Hz. İsa (as)'ın dünyada ve ahirette seçkin ve onurlu bir insan olduğu ve çeşitli mucizeler göstereceği ayetlerde şu şekilde haber verilmiştir:
Hani Melekler, dediler ki: "Meryem, doğrusu    Allah Kendinden bir kelimeyi sana müjdelemektedir. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih'tir. O, dünyada ve ahirette 'seçkin, onurlu, saygındır' ve (Allah'a) yakın kılınanlardandır. Beşikte de, yetişkinliğinde de insanlarla konuşacaktır. Ve O salihlerdendir."(Al-i İmran Suresi, 45-46)

Hz. İsa (as)'ın Ölmediğine Dair
Kuran’da Yer Alan Diğer Deliller

Bu bölümde, Hz. İsa (as)'ın ölmediğine ve yeniden dünyaya geleceğine dair Kuran'da yer alan diğer delilleri inceleyeceğiz.
Hz. İsa (as) ile ilgili bildirilen ayetlerde, Hz. İsa (as)'ın mucizevi doğumu, içinde bulunduğu topluma yaptığı tebliğ, inkar edenler ve müşriklerle mücadelesi, gösterdiği mucizeler, kendisine tabi olan havarileri detaylı olarak anlatılmaktadır. Kuran'da Hz. İsa (as)'la ilgili bildirilen bir diğer önemli haber de Hz. İsa (as)'ın kıyamet gününe yakın bir tarihte yeniden yeryüzüne geleceğidir. Hz. İsa (as)'ın ölmediğinin bildirildiği Al-i İmran Suresi'nin 55. ayetini ve Nisa Suresi'nin 157-158. ayetlerini yukarıdaki bölümlerde detaylı olarak incelemiştik. Bu ayetlerde bildirilen ifadeler, bu ifadelerin Arapça anlamları ve çeşitli tefsirlerde bu ayetlerle ilgili yer alan açıklamalar, Hz. İsa (as)'ın ölmemiş olduğunu hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde göstermektedir. Bu ayetlerin yanı sıra Kuran'da yer alan bazı diğer ayetlerde de Hz. İsa (as)'ın ölmediğine ve ikinci kez dünyaya geleceğine dair açık deliller vardır. Ayetlerde haber verilen bu delilleri maddeler halinde şu şekilde sıralayabiliriz:
  1. Hz. İsa öldürülmemiş ve asılmamıştır,
  2. Hz. İsa Allah Katına yükseltilmiştir,
  3. İnkar edenlere bir benzeri gösterilmiştir,
  4. İnkar edenlerin bu konudaki düşünceleri zan ve tahminden ibarettir,
  5. O kıyamet için bir alamettir,
  6. Allah, ona Tevrat ve İncil'in yanı sıra Kitabı –yani Kuran'ı- öğretmiştir (en doğrusunu Allah bilir),
  7. Kitap Ehli tekrar geldiğinde ona itaat edecektir,
  8. Ona uyanlar, kıyamete kadar inkar edenlere üstün kılınacaktır,
  9. Yetişkin olarak yeryüzüne gelecek ve insanlarla konuşacaktır,
  10. Hz. İsa (as)'ın ölümü, ikinci kez dünyaya geldikten sonra gerçekleşecektir.
Dünya tarihinin en önemli ve büyük gelişmelerinden biri olan Hz. İsa (as)'ın yeryüzüne yeniden gelişi, Kuran'da yer alan delillerin de gözler önüne serdiği gibi, önemli bir gerçektir. Bu delillerin ortaya konulması, bir yandan Hz. İsa (as)'ın gelişini heyecanla ve sevinçle bekleyen müminlerin şevklerini artıracak ve Hz. İsa (as)'ın gelişi için yaptıkları hazırlıkları hızlandırmalarına aracı olacaktır.
Öte yandan, Hz. İsa (as)'ın gelişi konusu üzerinde bugüne kadar yeterince ve gereği gibi düşünmemiş olanlara konunun önemini hatırlatacak, onların da bu konuda bilinçlenmelerine aracı olacaktır.

O: "Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin" diye dinden Nuh'a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi sizin için de teşri' etti (bir şeriat kıldı). Senin kendilerini çağırdığın şey, müşriklere ağır geldi. Allah, dilediğini buna seçer ve içten Kendisi'ne yöneleni hidayete erdirir.
(Şura Suresi, 13)


Hadislerde Hz. İsa (as)

Hz. İsa (as)'ın Allah Katında diri olduğu ve ahir zamanda yeryüzüne yeniden gelecek olması hadislerde detaylı olarak yer almaktadır. En büyük ve güvenilir hadis kaynakları olarak kabul edilen Kütüb-i Sitte'de, İmam Maliki'nin Muvatta'sında, İbn Huzeyme ve İbn Hibban'ın Sahih'lerinde, İbn Hanbel ve Tayalisi'nin Müsned'lerinde Hz. İsa ile ilgili hadisler bulunmaktadır. Ayrıca pek çok İslam alimi, Hz. İsa (as)'ın ölmediği ve yeryüzüne yeniden geleceğine dair araştırma ve incelemeler yapmışlar, bu konuda kaynak eser konumunda olan çeşitli kitap ve risaleler hazırlamışlardır. Hz. İsa (as)'ın Allah Katında diri olduğu ve yeniden dünyaya geleceği konusunda kanaat belirten İslam alimlerinin başında mezhep imamımız olan Ebu Hanife gelmektedir. İmam Ebu Hanife'nin yanı sıra, Hz. İsa (as)'ın yeniden gelişinin ayetlerde ve hadislerde açık bir şekilde bildirildiğini belirten İslam alimlerinden bazıları şunlardır:
  • İmam Maturidi, Hz. İsa hakkındaki hadisleri incelerken, Hz. İsa (as)'ın yeryüzüne inip Deccal'i öldüreceğinin hak olduğunu açıklamıştır.80
  • Ehl-i sünnetin ilk kelamcılarından biri olarak kabul edilen Accuri, Hz. İsa (as)'ın ahir zamanda gelişinin gerçek olduğunu, dolayısıyla bu habere inanılması gerektiğini ifade etmiştir.81
  • İbn Hazm, Hz. İsa (as)'ın yeniden gelişinin güvenilir bir haber olduğunu açıklamıştır.82
  • Pezdevi, Hz. İsa (as)'ın ikinci kez gelişi ile ilgili haberlerin ayetlerde ve hadislerde açık olarak bildirildiğine dikkat çekmiştir.83

“Hz. İsa Öldü” Diyenlerin İçine Düştükleri Yanılgı

Hz. İsa (as)'ın ölmeyip Allah Katına yükseltilmiş olduğu, Kuran'da açıkça bildirilen, Hz. Muhammed (sav)'in hadislerinde de yer alan bir gerçektir. Hıristiyanlar da Hz. İsa (as)'ın  Allah Katına yükseltilmiş olduğuna inanırlar. Ancak onların bu inancında Kuran'a mutabık olmayan tahrif edilmiş hususlar bulunmaktadır. Bununla birlikte bazı Müslümanlar da, Hz. İsa (as)'ın ölümü konusunda yanlış düşüncelere sahiptirler. Bu yanlış inanca göre, Hz. İsa ölmüştür ve tekrar yeryüzüne gelmeyecektir. Şüphesiz bu aslı olmayan bir iddiadır ve Rabbimiz'in Kuran'da bildirdiği gibi, böyle bir iddia ile ortaya çıkan kimseler, bu konuda herhangi bir bilgiye sahip değildirler. İman eden bir insanın bilgi sahibi olmadığı bir konunun peşinden gitmemesi ise Allah'ın inananlara bir emridir:
Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur. (İsra Suresi, 36)
Bazı kimselerin bu yanlış inancın etkisi altında kalmalarının nedeni, böyle bir iddiada bulunmanın veya böyle bir iddiaya inanmanın ne anlama geldiğini tam olarak düşünmemeleri olabilir. Ya da bunun kendilerine yükleyeceği sorumluluğu fark edememiş olabilirler. Bizim de amacımız, bu yanılgıya düşmüş olanları yermek değil, yanlış bir düşünce içinde olduklarını kendilerine açıklamak ve hatalarından vazgeçmelerine aracı olabilmektir. Hz. İsa (as)'ın öldüğünü öne süren kimselerin, ne kadar ciddi bir hata yaptıklarını anlamaları için, öne sürdükleri iddianın ne anlama geldiğini çok iyi düşünmeleri gerekir. Allah, Kuran'da inkarcıların Hz. İsa aleyhine kurdukları tuzaklarını bozduğunu ve onu öldüremediklerini açık ve net bir şekilde bildirmektedir. Rabbimiz'in Nisa Suresi'nin 157. ayetinde olduğu gibi,"Onu öldürmediler ve onu asmadılar"şeklinde açıkça haber verdiği bir gerçeği, göz ardı etmek büyük bir sorumluluktur.
Ayrıca unutmamak gerekir ki, böyle bir iddiayı öne sürmek, inkarcıların kutlu bir peygamber aleyhindeki planlarının başarıya ulaştığını savunmak anlamına da gelmektedir. Oysa bu hiçbir şekilde doğru değildir. İnkarcılar, Hz. İsa (as)'ı öldürmeyi planlamış ve bu planlarını gerçekleştirdiklerini düşünerek sevince kapılmışlardır. Ancak tuzak kuranların en hayırlısı olan Allah, onların tuzaklarını tam tersine çevirmiş, Hz. İsa (as)'ı Kendi Katına yükselterek onu öldürmelerini engellemiştir. Rabbimiz inkarcıları hüsrana uğratmış, onların sevinç duyacakları bir olay hiçbir şekilde gerçekleşmemiştir.
Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Hiç şüphesiz o zalimler kurtuluşa eremezler. (Enam Suresi, 21)
Onlar, hem ondan alıkoyarlar, hem kendileri kaçarlar. Onlar, yalnızca kendi nefislerinden başkasını yıkıma uğratmazlar ama şuurunda değildirler. (Enam Suresi, 26)

Hz.İsa (as) Geldiğinde Dünya Barış ve Huzurla Dolacak

Kitap boyunca incelediğimiz delillerin hepsi hiç şüphesiz iman edenler için önemli bir müjdedir. Hz. İsa (as)'ın ölmediği ve yeniden dünyaya gelecek olması gerek ayetlerde gerekse hadislerde açık olarak bildirilmiştir. Yaklaşık iki bin yıldır dünya üzerinde olmayan mübarek ve değerli şahsın, aradan geçen bunca zamandan sonra yeniden gelecek olması iman edenlerin, imani şevklerini ve azimlerini güçlendiren tarihi bir harikadır. Böylesine büyük bir olaya hazırlanmanın gittikçe aciliyet kazandığı ise yaşanan pek çok olayla açıkça görülmektedir. Hadislerde ve bazı ayetlerde yer alan işaretlerin ortaya koyduğu gerçek, Hz. İsa (as)'ın geliş vaktinin iyice yaklaştığıdır. İçinde bulunduğumuz dönem, hadislerde Hz. İsa (as)'ın gelişinin, ahir zamanın ve kıyametin alametleri olarak sayılan pek çok gelişmenin yaşandığı bir dönemdir. Haber verilen alametlerin onlarcası gerçekleşmiştir, üstelik yine tıpkı hadislerde haber verildiği gibi ardı ardına... Fırat'ın suyu kesilmiş, iki Müslüman ülke arasında büyük savaş yaşanmış, gökyüzünde olağanüstü olaylar olmuş, Ramazan ayında Güneş ve Ay tutulmuş, doğal felaketler artmış, çok sayıda insanın hayatını kaybettiği büyük felaketler yaşanmış, hadislerde belirtilen ahlaki bozukluk ve dejenarasyon örnekleri tüm dünya çapında yaygınlaşmıştır. (Hz. İsa (as)'ın gelişinin 123 alametini öğrenmek için bkz.www.hazretiisagelecek.com)
Tüm bu yaşananlar, yakın bir süre içinde –hatta pek çok insanın tahmin ettiğinde de kısa bir zaman zarfında- daha da tarihi ve büyük olayların yaşanacağına işaret etmektedir. Allah'ın izniyle, belki on belki de yirmi yıl içinde insanlık Hz. İsa (as)'ın gelişine tanıklık edecektir. Hiç şüphesiz, bir insanın tarihin en büyük harikalarından biri olan bu mucizeye tanık olma ihtimalinin olması bile olağanüstü bir durumdur. Bu kitabı okuyan pek çok kişi, Allah izin verirse, bu döneme şahit olacak ve Hz. İsa ile karşılaşacaktır. Bu durumda yapılan hazırlıkların hızlandırılması, her müminin bu büyük olaya hazırlanmaktan kendisini alıkoyabilecek şeylerden yüzçevirerek, dikkatini bu konu üzerinde yoğunlaştırması gerekir. Hz. İsa geldiğinde, tüm Müslümanlar İslam ahlakının gereği olan birlik ve beraberlik ruhu içinde olmalıdırlar. İnkarcı ideolojilerin fikri olarak ortadan kaldırılması için gayret etmeli, İslam ahlakını mümkün olduğunca çok yaymalı, insanları en güzel şekilde doğruya davet etmelidirler.